14 Kasım 2011 Pazartesi

beklemenin gözyaşları......


ne çok beklemişizdir birilerini. birilerini bekleriz hep yada birilerinden gelecek haberleri. çocukken babamızın gelmesini beklemişizdir hep pencere önlerinde. gözümüz her zaman kapı kolunun aşağıya doğru ağır ağır süzülmesini beklemekteydi. anamız ise ''yavrum gel içeri otur,gelir şimdi baban''demekle yetinirlerdi. ama ne derse desin evladının ikna olmayacağını da bilirdi..
         
ağabeyimizi beklemişizdir hep bir kavgan ardından... gözümüz hep o yokuşlu yolun sonuna bakmıştır yediğimiz dayakların ardından. evet ağabeyim gelecekti ve benim dayak yediğim çocuklara kızacak hatta belki de benim yapamadığımı o yapacaktı...ve yine ağabeyimizi beklemişizdir biran evvel büyüsünde onun o güzel kazaklarını,ayakkabılarını ben giyineyim diye....(ah bordo-mavi kareli canım ağabeyimin kazağı''sonra da benim'')

ablamızı beklemişizdir hep saçlarımızı tarasın diye.... beklemişizdir hep ablam annem gibi olsun diye. annem olmadığında bize annem kadar bakabilsin diye. annemin öğrettiği yemeklerden yapabilsin diye. beklemişizdir hep annemin ellerinden demlenen mis gibi bir çay demleyebilsin diye. ve beklemişizdir bir gün de ablam anne olsun diye....

 .....ve beklemişiz annemizi bir ömür boyu bize cenneti hediye etsin diye. beklemişizdir sobanın üzerinde buram buram tüten tencerenin aşağı inmesini. beklerdik hep karnımızı doyuran kadının gelmesini. beklerdik hep ağlarken koşa koşa yanımıza gelen kadını. bilirdik hep sevdiğini ve beklerdik annemizi. zaten hep beklemedik mi biz o kadını?

sevdiğimiz beklerdik nihayetinde. herhangi mekanda beklerdik, parkta beklerdik, gizli saklı yerlerde beklerdik....ama beklerdik. bilirdik sevdiğimizin yanında olmak her şeye değerdi.(iki gönül bir olunca samanlık seyran olurdu muhabbeti yani) fark etmezdi ki nerede oluşumuz...önemli olan bir birimizi duyuşumuzdu, görüşümüzdü...
......ve bekliyoruz geçmişi, bekliyoruz bugünü ve bir gün öleceğimizi bile bile yarını bekliyoruz....
tüm beklentilerinizin mutlulukla bitmesi dileklerimle.......fcg
         

kestane kebap acele cevap :)

 

ah vah... değişen ve gelişen zamanla birlikte çöplere atılan, bir zamanların lüks sobaları... ne de güzel kestaneler pişirirdin koynunda bizlere... vallahi de billahi de tanıda doyum olmazdı.. alırdık birkaç kilo tüm ailecek yerdik. hele ki yıl başlarının vazgeçilmeziydin sen.. şimdi kara kara düşünüyorum bu yıl başında nerede olsam da doya doya yisem seni :

allahtan doğdum ve halende yaşadığım kendi evimde sobalı hayat devam ediyor (zahmeti çok olsa da...) umarım yılbaşını kayseride doğalgaz ateşinde değil de evimde sobamın dibinde geçiririm....evinden uzak olunca her şey kat kat daha fazla özlenmekte ne de olsa :(
          

13 Kasım 2011 Pazar

kayseri ve benim bu şehirle mücadelem!!!


evet nihayetinde günler hızlı geçmiş ve pedagojik formasyon dediğimiz sertifika programıyla tanışma günümüz kapıya dayanmıştı...oysa ki ne çok kalmıştı gözlerimiz yollarda... gece gündüz bir haber beklemekte aldığımız ilk duyumların doğruluğunu sınamadan yollara koyulmuştuk.ve nihayetinde bir çok ili de gezdikten sonra (bu bahaneyle de amma gezdim ha...) kayseri bizi kabul buyurdu.

bir yerleri kazanmanın sevinciyle attım kendime Erciyes Dağının eteğine kurulmuş olan şehrin kucağına... ben attım atmasına kendimi ama o almamakta çok ısrar ediyordu... ulen ev ver diyorum, ev bulamıyorum... ulen yurt ver diyorum tık yok.... Allah'ım iyiden iyiye sıyırmaktaydım..... çark tersine dönmekteydi..... 

haftada bir gün olmasına rağmen çok sıkıcı geçiyodu dersler.... çünkü halen kalacak bi çardak bulamamıştım kendime... 2-3 haftalık med cezirlerden sonra mutlu haber bugün buldu beni...arkadaşımın tavsiyesi üzerine yola koyuldum kiralık olan evin önünde ev sahibini beklemeye koyuldum. ben binanın altında beklerken iki adım ötede de iki teyze ve bir tane de hemen hemen benim yaşlarımda bir delüganlu (delikanlı) beklemekteydiler.... sonra bana yaklaşmaya başladılar.. .teyze: 'hayırdır evladım sen de mi kiralık daire için bekliyorsun?'' dedi ''evet teyze'' dedim.... meğer benden sonra onlarda telefonda görüşmüşler... neyse kuru ayazında iyice üşüdükten sonra belirdi bizim sahip... eve çıktık cümbür cemaat.... ama ev sahibi hakikatli ticaret erbabıymış :)..... öyle ki ilk ben aradığım için evi tutma hakkını bana verdi.... gel gör ki çalışmayan ve sadece yabancısı olduğum  bu şehirde öğrenci olduğum için 400 liralık kira bedelini öğrenince içim titredi bir kendime gelme ile kendimden geçme durumuyla karşı karşıya kaldım... içimden geçen teklifi ev sahibi yaptı bana..''bak fatihcim bu arkadaşta tek, sende teksin istersen ikiniz beraber tutun evi külfetiniz de azalmış olur.'' dedi... çimden düşünme süresi olarak yarım saat geçtikten sonra (gerçek saat diliminde 1 dk) ''mantıklı olan da bu zaten Naci amca'' dedim.bu şekilde evi tutmuş bulunduk... 

neye niyet neye kısmet... ne o arkadaşım ne onun yanındaki ailesi beni tanıyor aynı şekilde ben de onları tanımıyorum.... ama iyi bir insan olduğu her halinden belliydi o da benim gibi kafasını sokacak bir baraka arıyor gibiydi.... artık Allah'tan hayırlısı diyerek anlaşmaya vardık... kısmetse yarın kira sözleşmesi beni bekliyor.... doğal gaz ,su,elektrik açılacak... derdi çok tasası çok..
ya sabır............. ya sabır.................

FCG
Bu gadget'ta bir hata oluştu